5 Kasım 2018 Pazartesi

MİLAS ZEYTİN ŞENLİĞİ

                                                             MİLAS

Herkesin dilinde aynı söz:
"Dağlarından yağ, ovalarından bal akan şehir." 
Yağ... "Zeytinyağı." 
Milas'a "Zeytin Hasat Şenliği'ne" geldik.
Ürün iyi, üretici neşeli.
Hasadınız bereketli, kazancınız bol olsun Milaslılar.
***
Hazine
Milas... "Hazine gibi" bir bölge.
Sağa bakıyorsunuz tarih fışkırıyor... Zeus Karios Mabedi... İassos ... Bargylia... Euromos... Sukemerleri...
Sola bakıyorsunuz... Uçsuz bucaksız zeytin bahçeleri.
 Valisi Esengül Civelek "Sevgili Milaslılar" diyor:
- Yüce Rabbim Milas'a öyle cömert davranmış ki, kıymetini bilin.
Milas "Bunun kıymetini" biliyor mu?
Gözlemimiz... "Evet."
***
Zeytinli dondurma
Zeytin... Ve bir de incir... "Bütün kutsal kitaplarda" geçiyor.
Kur'an-ı Kerim'de "5 Sure ve 6 Ayet'tendan söz ediliyor.
"Zeytinyağı... Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezi." 
Kolonyası da var, kremi de.
Milas Kaymakamı Eren Arslan, şenlikte kulağımıza eğildi:
- Zeytinli dondurmamızın tadına bir bakın... Çok beğeneceksiniz.
***
Ata ağaç
Zeytin... Zeytinyağı... Milas bölgesinde bir "Yaşam biçimi."
Zeytin ağacı, Milaslı 'ya göre "Bütün ağaçların atası."
Milas'ta... Bir "Ata ağaç" olduğunu biliyor muydunuz?
"İki bin" yaşın üzerinde.
Bu yıl "3.5 litre" yağ vermiş. "Ata ağacın" zeytinyağı çok kıymetli... "İlaç gibi." "İlaçtan" bir kaşık içtik.
***
Doğru söze ne denir?
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer'e sorduk:
- Zeytin... Sizin için nedir?
- Haktır, adalettir... Umuttur... Güzelliktir... Barıştır... Mutluluktur... Hoşgörüdür... Kardeşliktir... Zenginliktir.
- Ya siyaset... Nedir?
- Hizmettir... Ama sabah akşam siyaset konuşmak gereksiz... İşimiz çalışmak, gücümüz üretmek olmalı.
***
Marka
Milas'ta "80'in üzerinde zeytinyağı tesisi" var.
Bir kısmı "Yağhane." Üretim "Anam babam" usulü.
Bir kısmı da "Fabrika." "Küçük çaplı fabrika... Butik üretici" çok.
 "Markalaşın" diyor:
- Dünya ile rekabet için markalaşın... Her türlü desteği vereceğiz.
Sektör "Destekten... Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin ilgisinden"memnun.
***
Laz'ın Topalı
Modern bir tesise gittik... Gezdik... "Zavindik."
Sahibi... "Vedat Sivri."
- Vedat Bey... Milaslı mısınız?
- Hayır... Rizeli'yim... Güneysu ilçesinden.
Hani... Bir söz var... "Laz'ın topalı Ekvator'a gitmiş" diye.
Biz de "Bu sözü" söyledik.
"Kalabalık" gülmeye başladı.
***
Memecik
Bilmiyorduk... Yeni öğrendik.
Milas'ın en kıymetli zeytin cinsi "Memecik."
"Memecikten" çıkan zeytinyağı "Daha farklı... Daha pahalı."
***
"Eşeği gölgede"
Milaslı olup da "Zeytin ağacı olmayan" var mı acaba?
Kiminle konuştuysak "Ağacı var."
"Zeytinliği" olmayanın bile, evinin bahçesinde 1-2 zeytin ağacı var.
Milas'ta... Toplamda... "10 milyonun üzerinde" zeytin ağacı mevcut.
Anadolu'da "Hali vakti yerinde, işi gücü yolunda" olanlar için "Eşeği gölgede" derler.
Milaslı'nın da "Eşeği gölgede... Huzuru yerinde... Yüzü gülüyor."

Yavuz Donat


https://www.sabah.com.tr/yazarlar/donat/2018/11/05/zeytin-senligi

1 Ekim 2018 Pazartesi

BODRUM'DA YÜRÜYÜŞ ZAMANI


BODRUM'DA YÜRÜYÜŞ ZAMANI



Yaz sıcakları nihayet geçti, sarı yazın yakmayan güneşi ile birlikte seyahatlerimiz de artık daha keyifli olmaya başladı. Güney sahillerinde hazır kalabalık da çekilmişken Eylül ayında Bodrum’un tadını tekrar çıkaralım. Teknecilerin vazgeçilmez durağı denizi turkuaz renkli meşhur Adaboğazı’nı biz karadan keşfedelim. Ayların en güzeli Eylül’le birlikte sakinlik, deniz ve yürüyüş mevsimine bu doğa harikasından başlayalım.

Adaboğazı, Bitez’le Gümbet arasında uzanan yarımadanın hemen ucundaki küçük adacık ile Görecek Adası arasında kalan boğaza deniliyor. Eskiden buraya sadece tekneyle ulaşılabilirken artık karadan da ulaşım var. Bitez’den bir saatlik yürüyüş mesafesinde ve çok da zor olmayan bir parkurun sonunda. Ancak koylarda dinlenmek ve denizin tadını çıkarmak isterseniz bir gününüzü ayırmanız yerinde olacak. Burası Akvaryum Koyu olarak da anılıyor ama aslında ikisi aynı yer değil.

Akvaryum Koyu boğazın kuzeyinde kalan ayrı bir koy. Bu ismi de turkuvaz renginden alıyor. Adaboğazı ise önündeki Görecik Adası’nın rüzgarı kesmesiyle her daim dingin olması, içi kum olan denizi ve berrak suyu ile doğasına hayran kalacağınız noktalardan biri. Dolayısıyla teknecilerin de Bodrum'daki ilk tercihi. Bu popülerliği ve çok fazla teknenin demirli olması sebebiyle yaz ayları değil ama eylül ayında yapacağınız bir yürüyüş ile ulaşacağınız koyların çok daha keyifli olacağı garantili. 

Adaboğazı’na yürüyüş yolu Bitez Marina’nın sonunda karşınıza çıkacak bir patika ile başlıyor. Yarımadanın Bitez koyuna bakan taraftan denize paralel şekilde düz bir rotada yürüyeceğiniz, taşlı topraklı, hafif yokuşları olan ama sizi fazla zorlamayacak bir parkur bu. Yol boyunca toplam altı tane koy bulunuyor. Koylara gitmek için anayoldan koylara inen küçük patikalar var. Bazılarında yolu bulmak için taşlara çizilmiş mavi beyaz çizgili işaretler de göreceksiniz. Yürüyüş boyunca bu koylarda küçük molalar vererek koyların tadını da mutlaka çıkarın çünkü dönüşte dalgalı olabilirler. Koyları bitirdikten sonra Adaboğazı’na gitmek için yarımadanın diğer tarafına geçmeniz gerekiyor. Son koydan sonra ağaçlıklı yolu bitirince boş bir arazinin olduğu tepeye çıkacaksınız. Burada bir su sarnıcı ve adalarla birlikte harika bir panoramik manzarayla karşılaşacaksınız. Burası işte Adaboğazı oluyor.

Su sarnıcının önünden dümdüz aşağıya indiğinizde önünüzde iki seçenek olacak. Biri boğazın burnuna yani güneye doğru gitmek, diğeri de kuzeye Akvaryum Koyu’na doğru. Her iki seçenek de harika. Akvaryum koyu tekne turlarının vazgeçilmezi, turkuvazın 50 rengini görebileceğiniz bir koy ancak biz güney tarafını tercih ettik.

Burada denizin tam kıyısında ağaçlıklı doğal bir kamp alanı bulunuyor. Tek kelimeyle bayıldım diyebilirim. Burada piknik yapıp denize girip gün boyu vakit geçirebilir hatta gece kamp da yapabilirsiniz. Ancak daha önce de belirttiğim gibi yaz aylarında teknecilerle dolu olacağı için pek tavsiye etmem. Tabii teknelerin yanaşma, demir atma ya da kıyıdaki ağaçlara halat bağlama maceralarını izlemekten keyif alırım derseniz o başka. Ama eylül ayı ile birlikte bunları düşünmeniz gerekmeyecek. Siz çam ağaçları altında yapacağınız harika bir pikniği ve kumun rengini görebileceğiniz denizin berraklığında yapacağınız keyfe odaklanacaksınız.

  • Yürüyüşe sabah saatlerinde çıkarsanız hem koylarında yeterince vakit geçirebilecek zaman bulur hem de deniz dalgalanmadan keyfini çıkarabilirsiniz. Hava rüzgarlı ve koylar dalgalı ise direkt Adaboğazı’nı hedefleyin, çünkü orası her daim sakin.
  • Koyların çoğunda gölge alanlar yok dolayısıyla yola çıkmışken Adaboğazı’na kadar gitmenizi tavsiye ederim.
  • Yürüyüşte şapka ve güneş kremi mutlaka kullanın. Ayrıca yanınıza havlu dışında üzerinde oturmak için hasır örtü de alırsanız rahat edersiniz.
  • Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız, o yüzden yanınıza soğutucu çantalarda içecek, atıştırmalık ve bir de çöp poşeti almayı unutmayın. Çünkü hiçbir yerde tesis yok.
  • Koylarda Maldiv kumları beklemeyin. Küçük çakılların olduğu koylarda maalesef izmaritler ve çöpler de göreceksiniz. Malum milletimiz doğaya çok duyarlı değil.
  • Yürüyüş için terlik kesinlikle kullanmayın. Spor ayakkabı ya da sandalet daha uygun olur. Parkur taşlı ve topraklı olduğu için ayağınızı sağlam basmanız şart. Ayrıca yanınızda bir arkadaşınızın olması da iyi olur. Koylara inerken birinden destek almanız gerekebilir.
  • Doğanın vazgeçilmezleri kara yılan ve akrepler tabii ki Bodrum habitatı içerisinde de mevcut. Çok nadir de olsa karşınıza çıkma ihtimali var.
  • Dönerken ise karanlığa kalmayın. Malum, parkurda ışıklandırma yok.

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/bodrumda-yuruyus-zamani-40969623

20 Ağustos 2018 Pazartesi

BAFA GÖLÜ


BAFA GÖLÜ



Bafa Gölü, arkeolojik ve geleneksel değerlerin bir arada yaşanıldığı bir coğrafyaya sahip. Geçmişi 2000 yıl öncesine kadar uzanan Bafa Yöresi, antik felsefenin öncülerinden ünlü filozof Heraklit’in memleketi olarak biliniyor. Ege Bölgesi’nin en büyük gölü Bafa Gölü, Bodrum ve Kuşadası gibi büyük turizm merkezlerine yakın olmasına rağmen, kitle turizminden etkilenmemiş doğa harikası bir yer.
Aydın ve Muğla il topraklarında yer alan Bafa Gölü, Geç Antik Dönemden itibaren Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar ile dolarak, Latmos körfezinin denizle bağlantısını kesilmiş ve Ortaçağ sonlarına doğru bir iç göle dönüşmüş. Büyük Menderes Nehri deltasının güneydoğusunda yer alan Bafa Gölü, 1989’da Bafa Gölü Tabiat Park alanı olarak ilan edilmiş.
Roma İmparatorluğu’nun gemileri 2000 yıl önce Ege kıyılarının ünlü limanı Herakleia’ya yanaşıyordu. Herakleia Antik Kenti, Akdeniz’in üç kutsal ürünü zeytin, üzüm ve incirin yetiştiği coğrafyasıyla önemli bir liman kentiydi. Yüz yıllar içerisinde Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonların birikmesiyle kapanan Latmos Körfezi kapanınca Bafa Gölü meydana gelmiş. Herakleia böylece denizden koparak Bafa Gölü’nün kıyısında kalmış. Gölün en derin yeri 25 metre ve üzerinde 4 adet ada ve bu adaların üzerinde de antik Heraklia kalıntıları var.
Bafa Gölü kıyısından itibaren yükselen Beşparmak Dağları (Latmos Dağı), günümüzden 8,000 yıl öncesine dayanan kaya resimleri, Hıristiyanlık dönemine ait mağara freskleri, Yediler Manastırı, Kiselik Manastırı, Arap Avlusu Manastırı ve Sobran Kalesi gibi binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapıyor. Yörede yaşayanların rehberliğinde yapılan trekking turları bölgenin az bilinen özelliklerini gözler önüne seriyor.
Akdeniz bitki örtüsünün gözlendigi göl çevresi, zeytinlik ve çam ormanları ile kaplı. Göl çevresinin hemen hemen büyük bir kısmı zeytin ağaçlarıyla kaplı. yaklaşık 2 bin yaşındaki bilinenen en yaşlı zeytin ağacı Bafa Gölü’nün kenarında yaşıyor.
Bugün göl kenarında kendi halinde adı sanı pek bilinmeyen, bakir bir köy var. Kapıkırı Köyü, eski Herakleia’nın üzerine yerleşmiş 300 nüfuslu, çevresi devasa kayalarla kaplı, küçük çayırlar dışında toprakları tarıma elverişli olmayan küçücük bir köy. Doğa, tarih, deniz, macera ve eğlencenin kesiştiği köye ulaşım rahat. Bafa’nın içinden sola dönerek ilerleyen 10km’lik asfalt yolu takip etmeniz gerekiyor.
Beşparmak Dağları’nın eteklerindeki köy, turizm, tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Herakleia Antik Kenti’nin üzerine kurulmuş köyün dar sokaklarında dolaşırken her yerde antik dönemin izlerini görüyorsunuz. Köyün en hakim tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağı, Beşparmak Dağları ve Bafa Gölü’nün en iyi seyredilebileceği yer. MS 8. yüzyıl civarında yapılmış olan Bizans Kalesi, köyün yaşayan diğer bir tarihi önemli yeri.

Bafa Gölü neler yapılır

Turizm açısından bu tarih ve doğa harikası bölgede, Beşparmak Dağları’nın Gnays Kayalıklarında foto-safari, Serçin Gölü’nde kano ile gezi yapılabilir. Milas yakınlarında bulunan, Ege bölgesinin bu en büyük golünde, kayalık kıyıları ve adacıkların çevresini kapsayan yaklaşık 5 kilometrelik bir kano parkuru mevcut. Bahar dönemi yanında Eylül-Ekim dönemi kano turları için ideal zamanlar. Karia ülkesinin görkemli kenti Herakleia’nın, sular altında kalmış antik liman kalıntıları üzerinde dolaşıyorsunuz.
Mitolojideki ay tanrıçası Selene’nin aşık olduğu yer olarak anılan Bafa Gölü üzerinde, Bizans manastırları ve savunma yapıları bulunan Menet Ada, Karga Asarı Ada, İkizce Ada ve Kapıkırı Adaları bulunuyor. Binlerce yıllık antik Herakleia kentinin üzerine kurulmuş olan Kapıkırı Köyü’nden kalkan tekneyle Bafa Gölü’nde bir tekne turu yapılarak, göl üzerindeki 5 ada gezilebilir.
Göl kenarındaki burun ve adacıklarda Bizans Dönemine ait kilise ve manastırlar var. Gölün kuzeyindeki İkizce Adalar’ın üzerindeki Meryem Ana Manastırı Bizans döneminden kalma. Patikaları yürüdükçe dört bir yanınızda anakayaya oyulmuş kaya mezarları görüyorsunuz. Göldeki en güzel plaja sahip İkizce Adası’nda mevsimin uygunluğuna göre yüzme molası da verilebilir.
Antik Çağ’da Latmos denilen Beşparmak Dağları’nın eteğine kurulmuş, Bafa Gölü kıyısındaki Kapıkırı Köyü çevresindeki kayalıkların üzeri tarih öncesi resimlerle dolu. Bölgede 180’e yakın mağara var. Bazılarının geçmişi 8 bin 500 yıl öncesine uzuyor.
Bafa Gölü’nün batı kıyılarında bir balıkçı köyü olan Serçin Köyü’nde, göl kıyasından başlayarak yürüyerek Serçin Kışlası’na ulaşıp, otantik köy gezileri yapılabilir.
Bafa kısa kaya tırmanışları için mükemmel bir yer. 400-500 adet tırmanış noktası var. Doğa sporları sevenler açısından önümüzdeki yıllarda adını daha çok duyurabilir. Bafa Gölü etrafında bulunan Kapıkırı, Gölyaka ve Pınarcık köylerini kapsayan ekoturizm destekli turizm faaliyetleri projesi umarım başarıyla tanıtılır.
Çamiçi olarak da bilinen ve doğal yaşam açısından zengin olan göl, ülkemizin önemli kuş cennetlerinden biri. Gümüzde Bafa Gölü ve çevresinde 224 çeşit kuş türü yaşıyor. Kaşıkçı kuşu, küçük batağan, bahri, karabatak, tepeli pelikan, mahmuzlu kızkuşu, sakar meke ve flamingo gibi su kuşları izlenebilir. Tek tük görülen ayı, vaşak, saz kedisi, çakal, tilki, sincap, porsuk, kaya sansarı, oklu kirpi, yılan türleri gibi yaban hayatına rastlamak mümkün.
Dileyen büyük ve zorlu yürüyüş Latmos Dağı zirvesine (1375 metre) 2 gece 3 gün süren trekking turlarına katılabilirler. Gündoğumlarında ve günbatımlarında Bafa Gölü’nün büyüleyici manzarası izlenmeli. Morun çeşitli tonlarına bürünen Larmos Dağı’nın neden antik çağın en önemli tapınak merkezlerinden biri düşünün.
Bafa Gölü kıyısındaki Kapıkırı Köyü’nde bulunan pansiyonlar konuklarına organik sofralar sunuyor. Bafa Gölü zengin balık çeşitleriyle ünlü. Göl kıyısındaki lokantalarda levrek ve kefal gibi tatlısu balıklarından tadabilirsiniz. Deniz balıkları ise Bodrum’dan geliyor. Yörede bütün yemekler zeytinyağı ile yapılıyor. Fiyat olarak da çok uygun.
Bafa Gölü Kahvaltı: Bafa Gölü çevresinde 3 adet salaş restoran bulunuyor. Kahvaltı mekanı olarak Göl Restoran tercih edilebilir. Ayrıca konaklama hizmeti veren otel ve pansiyonlar Bafa Gölü kahvaltı mekanı olarak iyi seçim. Konaklama hizmeti veren Bafa Gölündeki oteller, zengin çeşit içeren açık büfe kahvaltıları sunuyor. Özellikle hafta sonu için kahvaltı ve konaklama içeren şahane bir plan yapılabilir. Ayrıca Söke-Bodrum yolu üzerinde Çeri Restoran yöresel yemekleri tatmak için güzel bir adres.

Bafa Gölü nerede

Bafa Gölü, İzmir’den Bodrum’a doğru uzanan yol üzerinde yer alıyor. İzmir’den Bodrum’a özellikle bahar ayında seyahat edenler Bafa Gölü ve çevresinin dingin güzelliğini bilirler. Bünyesinde yer alan antik yerleşimleriyle sırrını yüzyıllarca vermeyen bu sessiz güzellik, Bodrum’dan sadece 40 dakikalık bir uzaklıkta yer alıyor.
Bafa’ya en yakın havalimanı Bodrum’da bulunuyor. Bafa’ya Milas garajından kalkan minibüslerle ulaşabileceğiniz gibi, Söke garajından kalkan minibüslerle de ulaşabilirsiniz. İzmir ve İstanbul istikametinden Bodrum’a Söke güzergahından geçen butun otobüsler Bafa’dan geçer. Bafa Gölü, Söke’den 40 km uzaklıkta.
Milli Parkın en güzel zamanları, yakıcı Ege güneşinin etkisinin görülmediği ilkbahar ayları. Havaların ısınması ile birlikte doğanın canlanışına şahit olmak için bu mevsim uygun. Ayrıca gerek kış ayları gerekse yaz ayları olsun Bafa Yöresi, her mevsim ziyeret edilmeye değer bir yer.
Doğa ve yürüyüş severler, kuşları gözlemcileri, sakin bir yerde hoş bir hafta sonu geçirmeyi dileyenler için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Bodrum, Marmaris, Datça ve Fethiye gibi Türkiye’nin gözde tatil merkezlerine ev sahipliği yapan Muğla’ya yolunuz düşerse Bafa Gölü’nü es geçmeyin.
 
 https://yoldaolmak.com/bafa-golu.html



29 Ocak 2018 Pazartesi

TUZLA SULAK ALANINDA FLAMİNGO SAYISI 6 BİNE ULAŞTI



Tuzla sulak alanında flamingo sayısı 6 bine ulaştı





MUĞLA'nın Bodrum ilçesi yakınlarındaki Tuzla sulak alanında alınan önlemler sayesinde kaçak avcılık azalınca flamingoların sayısı 6 bine yaklaştı. Av ve Yaban Hayatını Koruma Vakfı eski Başkanı emekli Büyükelçi Süha Umar, "Avcılara yönelik kesin ve kalıcı çözümler bulununca, sulak alanda yaşam yeniden canlandı" dedi.
Bodrum'a 13 kilometre mesafedeki Tuzla sulak alanında avcılara yönelik jandarma ve doğaseverlerin aldığı önlemler, etkisini gösterdi. Sulak alanda konaklayan flamingo, pelikan ve karabatak benzeri kuş türlerinin sayısı hızla artarken; flamingoların saygısı 6 bini buldu. Sulak alanın besin değeri açısından son derece zengin olduğunu belirten kuş gözlemcisi, evli ve 1 çocuk annesi Zuhal Çalışkan (44), "Yaklaşık 10 yıldır buradaki kuşları gözlemliyoruz. Sulak alanın zenginliği çevredeki yapılaşmaya rağmen doğallığını koruyor. Alandaki flamingoların sayısı ve oranı her geçen gün artarken, avcıların bölgede uzaklaştırılmasının yanı sıra bilinçli avcılar da bölgenin güzelliğini ve doğallığını korumak için yardımcı oluyor. Bu nedenle denizle bağlantısı olan sulak alandaki kuş ve balık türlerinin sayısında ciddi artış var. Son yıllarda tur rehberlerinin de buraya tur düzenlemesi turistleri getirmesiyle ilgi de arttı" dedi.
Av ve Yaban Hayatını Koruma Vakfı eski başkanı emekli büyükelçi Süha Umar ise bölgede neredeyse 24 saat denetimin yapıldığını belirterek, "Milli Parklar ve jandarmayla koordineli yapılan çalışmalar olumlu sonuç verdi. Çok değil, 4-5 yıl önceye kadar burada flamingoları yemek için avlayanlara bile rastlıyorduk. Avcılara yönelik kesin ve kalıcı çözümler bulununca, sulak alanda yaşam tekrar canlandı" dedi

YAŞAR ANTER
http://www.hurriyet.com.tr/tuzla-sulak-alaninda-flamingo-sayisi-6-bine-ula-40723900