16 Ağustos 2016 Salı

KÖY LOKANTASINDA DİL BALIĞI KEYFİ


                                         KÖY LOKANTASINDA DİL BALIĞI KEYFİ
                                                                   BOĞAZİÇİ KÖYÜ



ALİ RIZA KARDÜZ

Bargilya’da yanan sobanın yakınında balıklarımızı yedik.
Bugün sayın okurlarıma Bargilya’daki bir köy lokantasını anlatacağım. Önce Bargilya’yı tanıtayım. Sonra bu kış mevsiminde salonun ortasında yanan sobanın yakınında dil balığı yemenin zevkini anlatırım.
Bargilya, Bodrum’un hemen yanında. Havaalanından şehre giden yoldan 4 kilometre içeri sapıldığında ulaşılabilecek bir antik kent. Şimdilerde sadece balıkçı köyü olarak biliniyor. Bodrum’a sık sık gidenlerin çoğunun Bargilya’dan haberi yok.
Bargilya, Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde, Güllük Körfezi’nin güneyinde, evvelce İasos Körfezi’ne açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koyun (Varvil) oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerindedir.

Tarihi kalıntılar görülmeye değer
Mitoloji kitaplarındaki anlatıma göre Bargilya’yı, Korinthos şehrinin kurucusu Glaukos’un oğlu kahraman Belerophon (Belerofontes), Pegasus’un (mitolojide adı çok geçen kanatlı atın) çifte atmasıyla ölen arkadaşı Bargylas’ın anısına kurmuştur.
Eski şehrin kalıntıları Varvil diye anılan, bugün adı Dörttepe olarak değiştirilen bölgede. Şehrin hemen yanında bulunan görkemli Artemis Cyndias tapınağının kalıntıları, bugünkü Kemikler köyünün altındaki küçük tepededir. Bargilya’yı (M.Ö. 197) yılında Makedonya Kralı V. Filip’in elinden alan Romalılar, Hıristiyanlığı kabul edince tapınağın yanına bir de kilise kurmuşlar. Kabartmalı sunak üzerinde uzun elbiseli, elinde okuyla Artemis Kindysos, lir çalan Apollon ve uzun pelerinle bir erkek tasvir edilmiştir. Büyük bir olasılıkla bu erkek kente adını veren Bargylas’tır.
Yapılan ön kazılarda bazı mermer bloklar ve tanrıçaya yazılmış kitabeler bulunmuştur. Bulunan sikkelerde (MÖ 1’inci yüzyılda Romalılar Bargilya’da bastırmış) Belerophon’un, Pegasus’a binmiş görünümü ve baş tanrıça Artemis’in resmi yer almaktadır.
Eski şehir üzerinde yerleşim olmamasına rağmen kalıntılar harap olmuştur. Kalenin ve yontulmuş büyük bloklardan yapılan surların bir bölümü, Roma İmparatorluğu devrine ait küçük bir mabet enkazı, bir tiyatro harabesi, şehir meclisi binası, su kemerleri ve mezarlar ilgilenenlerin görebileceği kalıntılardır.
Tuzla kuş cenneti de Bargilya yakınlarındadır. Sulak alanın gözdesi flamingolardır.

Salonda gürül gürül yanan soba...
Biz isim değiştirmeye meraklıyız ya, iki bin yıllık Bargilya’yı Boğaziçi köyü diye adlandırmışız. Şimdilerde köyde 150 hane ve de köyün balıkçılar kooperatifine bağlı 27 balıkçı teknesi var.
Köy dil balığı ile ün yaptı. Ama 1 Ocak-1 Şubat arasında dil balığı yumurta bıraktığından avlanması yasak. 1 Şubat’ta dil balığı ile beraber barbunya, mercan ve lüfer de avlanacak. Köyün ünlü karidesleri için nisan beklenecek. Açık anlatımıyla 1 Şubat’a kadar dil balıkları,  1 Nisan’a kadar karidesler buzhaneden geliyor.
Biz Bargilya Lokantası’na yılbaşı öncesi, akşamın geç saatinde gittik. Bu lokanta 40 yıllık bir köy ve aile lokantası. Malik Özdeş kurmuş. Şimdilerde oğlu Mustafa Özdeş ve karısı Atiye Özdeş işletiyor. Servise Serkan Avşar ile Turan Takım yardımcı oluyor. Biz gittiğimizde salonun ortasındaki soba gürül gürül yanıyordu. Dil balıklarımızı seçtik. Derilerini limonla iyice ovarak, tereyağında kızartmalarını tembihledik. Atiye Özdeş’in yöresel otlarını tadarak yemeğe başladık. İkişer parça karides ikram ettiler. Kömür ateşinde kızartılmıştı. Pek lezzetli idi.
Derken dil balığı servisi başladı. Kurutulmadan, çok iyi pişirilmişti. Köy ekmeği ile dil balıklarının tadını aldık. Bitiremediğimiz parçaları paket yaptılar.
Dil balıklarının her biri 500-600 gramdı. Kilosunu 110 liradan hesapladılar. Karidesin kilosuna 100, barbunun ve deniz levreğinin kilosuna 60 lira yazıyorlarmış. Kişi başı 80 lira ödedik.
 MİLLİYET COM.TR
Haberin tamamı için;
http://www.milliyet.com.tr/koy-lokantasinda-dil-baligi-keyfi/ali-riza-karduz/cumartesi/yazardetay/18.01.2014/1823515/default.htm